Ağanın malı çıkar, uşağın canı
Patron mal sahibi olur ama bu uğurda işçi canı çıkıncaya değin çalışmıştır. Bir yıkımı önlemek için zengin malını, işçi canını verir.
Malımız ve canımız bizim için ne değerde ise başkalarının da kendileri için o değerdedir. Öyleyse bizim malımıza ve canımıza gelmesini istemediğimiz bir zararın başkasının malına ve canına gelmesini nasıl hoş görebilir, buna nasıl izin verebiliriz?
Patron mal sahibi olur ama bu uğurda işçi canı çıkıncaya değin çalışmıştır. Bir yıkımı önlemek için zengin malını, işçi canını verir.
Adı kötüye çıkan kişi, kötü olmasa bile, bu kamu yargısını kolay kolay düzeltemez.
Adı kötüye çıkan kişi, kötü olmasa bile, bu toplum yargısını kolay kolay düzeltemez. Nerede adı anılsa, hiçbir araştırma yapılmadan, hemen kötülüğü ortaya...
Güç bir iş yapmak isteyen kişide bu güçlüğü yenecek “azim, sebat” bulunmalıdır.
İnsanlar, başkasından geçici olarak aldıkları şeyi, kendi mallarına gösterdikleri özenle değil hor kullanırlar; eğreti mal sağlam olurmuş gibi.
Yanlış işi yapmaya kararlı olanlari, bunun doğru olduğunu kanıtlamaya çalışırlar.
Bir yerimiz acıdı mı bütün vücudumuz rahatsız olur; sanırız ki canımız oradadır.
İnsan mal kazanacağım diye sağlığını, canını tehlikeye düşürmemelidir. Tam tersine, sağlığını korumak, canını kurtarmak için malını harcamaktan çekinmemelidir....
Malından çok ürün alan kişinin adı her yerde anılır.
İstenen şey, vermesi beklenen kişide yoksa istemekle direnmenin anlamı yoktur. Size ne versin, canını mı?