Aç gözünü, (yoksa) açarlar gözünü
Her işinde uyanık bulun. Yoksa öyle silerler yersin ki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.
Kişi, çevresindekilerle geçinebilmek için bir dereceye kadar onlara uymak zorundadır.
Her işinde uyanık bulun. Yoksa öyle silerler yersin ki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.
Aç olan, karnını doyurmak için canavarlığın en korkuncunu yapar.
Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insanı öylece hırpalar, yıpratır.
Armağan alan kişi, armağanı verenin dileğini yerine getirmemeye utanır; işini yapar.
Güzel şeyler, çok kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer
Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, kendisini gösteremez; layık olduğunu ünü kazanamaz; sıradan bir kimse sanılır.
Bir şey sadece bakmakla edinilmez. Onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünen kimsenin değil, umulmadık birinin eline geçer.
Akrabadan birinin ötekine can düşmanı olduğu çok görülmüştür.
Herkesin yararlanabileceği şeyden kimi kişiler yararlanır da başkalarına yararlanma olanağı vermezlerse bundan büyük kavga çıkar.