Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez)
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Bir şey sadece bakmakla edinilmez. Onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Aç olan, karnını doyurmak için canavarlığın en korkuncunu yapar.
Yoksul kişi eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur; çekinmeden her şeyi söyler.
Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insanı öylece hırpalar, yıpratır.
Armağan alan kişi, armağanı verenin dileğini yerine getirmemeye utanır; işini yapar.
Güzel şeyler, çok kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer
Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, kendisini gösteremez; layık olduğunu ünü kazanamaz; sıradan bir kimse sanılır.
Herkesin gözü önündeki şeye bakılması önlenemez.
Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünen kimsenin değil, umulmadık birinin eline geçer.
Akrabadan birinin ötekine can düşmanı olduğu çok görülmüştür.