Bin adama kırk gün ne dersen o olur
Sürekli telkinle bir kişinin bilinçaltına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Ekicinin bütün yaşamı, “geçen yıl şöyle olmuştu” yu düşünmek ve “bu yıl şunu bekliyorum” diye umutlanmakla geçer.
Sürekli telkinle bir kişinin bilinçaltına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Kimi zaman bir kişi öyle delice bir iş yapar ki birçok akıllı kimseler bir araya gelerek düşünür, çalışırlar da durumu düzeltemezler.
Birisi size bir fincan kahve içirmek gibi küçük bir iyilik etmiş ya da sizinle bu kadarcık bir dostluk kurmuş olsa, bunu unutmamamız, o kişinin her zaman...
Çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar. O da hep gelecek yıla umut bağlar. Durum böylece sürüp gider.
İyi huylu olmayan güzel yüzlüden çabuk usanılır.İyi huylu olan kimseden –çirkin de olsa –hiç usanılmaz.
Sıtma hastalığına yakalanmış olan kimse, iyi olduktan uzun yıllar sonra bile sarı solu benzinden belli olur.
İşçinin kırk yılda eline geçen parayı tüccar kırk günde, belki de bir günde kazanır. Buna benzer eşitsizlik örnekleri çoktur.
Rençperin ancak kırk yılsa kazanabileceği parayı, tüccar kırk günde kazanır.
Bir topluluk arasına yeni girmiş olan kötü kimsenin foyası ilk günlerde meydana çıkmaz.
Kişi, gücünü kullanarak istediği şeyi elde edebilir. Ama bunu yapmayıp çevreyi eyleme geçme korkusu içinde bırakırsa daha çok şeyler ele geçir. Nitekim dolu...