Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez)
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Gerçek dostumuz ayıbımızı yüzümüze karşı söyler. Bu bizi uyarmaya, kusurumuzu düzeltmemize yarar.
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Bir sır, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da kendi dostuna anlatır. Bundan üçüncü kişi duyar. Böylece sır yayılır, sır olmaktan çıkar.
Akıllı kimse, dostu için iyi niyet beslediği halde yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını düşünemez. Böylece dostuna bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa...
Sonra pişman olmamak için, söylenecek söz, yapılacak iş önce iyi düşünülmelidir. Düşünülmeden söylenen söz yapılan iş, sakıncalı olabilir; zarar doğurabilir.
Arsız ne kadar ağır hakaret görse aldırış etmez; pişkinliğe vurur, iyi karşılar
Kusurumuzu görenler, canımız sıkılmasın diye doğruyu söylemeye çekinirler. Ama yakın dostlar düzeltmemiz için onu söylemeyi borç bilirler. Yine de doğru söz...
Dosta karşı da, düşmana da güzel giyinmek gerekir. Çünkü dost, yükselmesini görmek istediği başımıza; düşman, kaymasını beklediği ayağımıza bakar.
Dostlarını olabildiğince çoğalt. Düşmanlarını olabildiğince azalt.
Gerçek dost, arkadaşının sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır.
Baş bağlamak, süslemek, dost evinde yapılmaya yakışır temiz, neşe artıran bir iştir. Oda içinde tırnak kesmek ise kirli ve dirlik bozan bir iştir.