Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez)
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünen kimsenin değil, umulmadık birinin eline geçer.
Geçim sıkıntı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Aç olan, karnını doyurmak için canavarlığın en korkuncunu yapar.
Yoksul kişi eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur; çekinmeden her şeyi söyler.
Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insanı öylece hırpalar, yıpratır.
Armağan alan kişi, armağanı verenin dileğini yerine getirmemeye utanır; işini yapar.
Güzel şeyler, çok kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer
Para, şuraya buraya dağıtılmayıp kesede bulunursa ivedi durumlarda gereken nesneler hemen alınabilir. Bahçe eve yakın olursa, bakımı, korunması ve hemen...
Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, kendisini gösteremez; layık olduğunu ünü kazanamaz; sıradan bir kimse sanılır.
Bir şey sadece bakmakla edinilmez. Onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
Yakınlarından biri ölen kişi ilk günlerde çok üzülür; ancak zamanla bu üzüntü küllenir. Yakınlarından biri deli olan kişi ise sürekli olarak üzüntüdedir. Demek...